![]() |
|
|||||||
| Cumhuriyet Halk Partisi CHP, Cumhuriyet Halk Partisi, CHP Haberleri, Cumhuriyet Halk Partisi Hakkında Her türlü konu, bilgi, yorum, web siteleri |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Uzman
Giriş: May 2007
Konum: Başkent
Mesaj: 1,599
İtibar Gücü: 3
![]() |
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''22 Temmuz'daki seçimden sonra, Köşk seçimi konusunda kriz çıkacak'' diyerek, halkı tehdit ettiğini söyledi. Baykal, Erdoğan'ın ''uzlaşma'' fikrini içine sindirmesi gerektiğini vurguladı.
CNN TÜRK'te yayınlanan "Liderler Zirvesi" programında gazetecilerin sorularını cevaplayan Baykal, seçimlerde, AK Parti'nin yüzde 34'ün altında kalacağını, Meclis'e en az 3 partinin gireceğini öne sürdü. Cumhurbaşkanlığı tartışmaları: Baykal,cumhurbaşkanı seçimi konusunda, "Biz Tayyip Erdoğan'ı cumhurbaşkanı yapmak için halktan destek almadık, yapmamak için destek aldık" dedi. Baykal, "Cumhurbaşkanlığı konusunda seçimden sonra bir kriz çıkar mı, Başbakan'ın Abdullah Gül'ü cumhurbaşkanı yapmakta ısrar edeceğini düşünür müsünüz?" sorusunu yanıtlarken, Başbakan Erdoğan'ın "cumhurbaşkanlığı seçimi sendromundan kendini kurtaramadığına tanık olduklarını" söyledi. Bu durumun, Başbakan Erdoğan için de Türkiye için de "talihsilik" olduğunu savunan Baykal, "Maalesef cumhurbaşkanlığı seçimini Sayın Erdoğan çok kötü kurguladı, çok kötü yönetti ve kendisi bakımından çok şaşırtıcı bir tabloyla kaldı" diye konuştu. Baykal, "360 kadar milletvekili ile Parlamento'da bulunan bir siyasi partinin cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda bu kadar hatayı yaparak, tam bir fiyaskoyla karşı karşıya kalmasının tasavvur edilecek bir şey olmadığını" dile getirdi. Muhalefet olarak AK Partili birin cumhurbaşkanı olabileceğini en başından ilan ettiklerini belirten Baykal, "Elinde 360'tan fazla milletvekili var, Ana Muhalefet partisi 'bir AKP'li cumhurbaşkanı olabilir' demiş. Bunu böyle bir başarısızlıkla sonuçlandırabilmek için Recep Tayyip Erdoğan olmak lazımdır. Gerçekten bir mucizedir. Bu konuda ne söylediyse tersi çıkmıştır" görüşünü belirtti. Cumhurbaşkanı seçimine ilişkin hukuki karşı çıkışları anımsatan Baykal, "Sen hangi bilgine dayanarak, hangi danışmalarla, hangi anlayışla çıkıp esip savuruyorsun ortalığa, 'şöyle olacak, böyle bitecek diyorsun' ve olmuyor sana söyledik" diye konuştu. Baykal, "Erdoğan vazgeçtiğinde cumhurbaşkanı seçiminde neden yardımcı olmadınız?" sorusu üzerine, "Bir muhalefet partisinin iktidar partisinin cumhurbaşkanı adayını desteklemek gibi bir görevi yoktur. Biz bir muhalefet partisiyiz. Biz Tayyip Erdoğan'ı cumhurbaşkanı yapmak için halktan destek almadık, yapmamak için destek aldık. Bizim tercihimiz, anlayışımız var. Bir muhalefet partisinden beklemeyecek olan bir anlayışı destekledik" dedi. Baykal, Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçimi konusunda temel yanlışlar yaptığını, süreci yanlış yönettiğini öne sürdü. "Uzlaşma zorunludur" Deniz Baykal, cumhurbaşkanının herkesin cumhurbaşkanı olduğuna işaret ederek, bu konuda uzlaşmanın zorunlu olduğunu ifade etti. "Cumhurbaşkanı uzlaşarak seçilecektir ve bunda da gocunacak hiçbir şey yoktur" diyen Baykal, seçimden 367'den fazla milletvekiliyle birinci parti çıkmaları durumunda, ilk yapacakları işin cumhurbaşkanlığı konusunda diğer partileri ziyaret edip onların anlayışını almak olacağını bildirdi. Erdoğan'ın "kriz çıkar" diye halkı tehdit ettiğini ileri süren Baykal, "(Bir kriz çıkar cumhurbaşkanlığı konusunda) diyor. Bunu hiç anlamadığımı ifade etmeliyim. Kesinlikle çıkmaz, çıkmaması gerekir. Siyasetçinin görevi kriz çıkarmak değildir" diye konuştu. Seçim sonrası oluşacak tablo: Baykal, seçimden sonra kaç partili bir Meclis gördüğünün sorulması üzerine, "her halde iki partili bir Meclis olmayacağını" belirtti. "En azından 3 partili bir meclis tablosu oluşacağını sandığını" dile getiren Baykal, bu sayının artabileceğini, kendisine yansıyan izlenimlerin MHP'nin barajı aşacağını gösterdiğini ifade etti. "AK Parti'nin destek kaybettiğini ve çok ciddi bir milletvekili kaybı yaşayacağının tartışma götürmeyeceğini" iddia eden Baykal, bir soruya karşılık, AK Parti'nin muhalefete düşebileceğini kaydetti. AB üyeliği: Baykal, seçim bildirgesinde AB'ye 3 paragrafla sınırlı yer verilmesiyle ilgili soruyu yanıtlarken, "temel arzumuza, temennimize yer vermekle yetindik" dedi. "Tam üyelik mi, imtiyazlı üyelik mi tercih edersiniz?" sorusu üzerine Baykal, tam üyelik konusunda hiçbir tereddütleri olmadığını, tabanlarının da bu görüşte olduğunu söyledi. Baykal, AB'ye üyelik konusunda "ne verilirse onunla yetinme" anlayışında da olmadıklarını vurguladı. Mazot vaatleri: "Mazotla ilgili vaadinizi Cem Uzan'dan mı kopya çektiniz?" sorusuna Baykal, "Türkiye'de Tarım Gerçeği" isimli Kasım 2005 tarihli raporda bu konudaki görüşlerini açık ve net bir şekilde ifade ettiklerini belirtti. Baykal, raporda tarımda kullanılan mazottan ÖTV'yi kaldıracaklarına yer verdiklerini bildirdi. Mazottan ÖTV alınmadığında bedelinin 1.25 YTL'ye düştüğüne ve yüzde 48-49 ucuzladığına işaret eden Baykal, "Bu bir partiden kopya çekilen bir proje değildir" dedi. Oyak Bank'ın satışı: Oyak Bank'ın satışını da değerlendiren Deniz Baykal, Türkiye'de bankalardaki yabancı payının kaygı verici boyutta olduğunu söyledi. Erdoğan'a eleştiriler: CHP lideri Baykal, "Devletin başbakanı seçim kampanyasında miting yapıyor ve meydan mitinginde cumhurbaşkanını yuhalattırıyor. Bunu hiçbir duyguyla izah etmek mümkün değildir" dedi. Baykal, son zamanlarda cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığına karşı bir tavır sergilendiğini ileri sürerek, "Devletin Başbakanı seçim kampanyasında miting yapıyor ve meydan mitinginde cumhurbaşkanını yuhalattırıyor. Bunu hiçbir duyguyla izah etmek mümkün değildir. Bu çok yanlış, çok sakıncalı ve Türkiye bakımından kaygı verici bir olaydır. Ülkeyi yöneten insanların bu ruh hali, bu yaklaşımı çok düşündürücüdür, kaygı vericidir. Bugün dahi her meydanda, her gün tekrarları geliyor ve zevkle izleniyor. Çok üzüntü verici bir olay bunu yakıştıramıyorum. Devlet Başkanı, biz isteyelim istemeyelim Türkiye'nin şerefidir,onurudur, Türkiye'nin kimliğidir, bütünlüğüdür. Hele sayın Sezer gibi olağanüstü dürüst, ahlaklı, vatansever, mütevazi, alçak gönüllü bir vatandaş kimliği içinde o görevi yapan ve hiç bir şekilde bir yönetim taslaması havasına girmeyen ama yetkisini karalılıkla kullanan bir cumhurbaşkanına, o olmasa herhangi bir cumhurbaşkanına hepimizin göstermesi gereken bir saygı var" dedi. MHP ile ittifak: Baykal, MHP ile ittifak yapıp yapmayacaklarına ilişkin bir soruya "Biz tek başımıza iktidar için çalışıyoruz" karşılığını verdi. Erdoğan'ın DTP söylemi: Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın DTP'nin desteklediği bağımsız adaylarla ilgili bir soruya cevap verirken, Bulgaristan'daki Hak ve Özgürlükler Partisi'nden bahsetmesini eleştiren Baykal, "Onlar ellerine silah almadılar hiçbir zaman. Bulgar Anayasası'nın temellerini değiştirmeye kalkmadılar, Bulgar devletini bölmek için Türkiye ile ilişki içine girmediler. Böyle bir benzetmenin hiçbir temeli yok. Bu onlara en büyük haksızlık" diye konuştu. Baykal, "Buradaki manzara ne? Bu kadar şaşkın mıyız kardeşim. Türkiye'nin maruz kaldığı bu kadar ciddi tehdidi, tehlikeyi görmezden gelip onları, nasıl olur da Bulgaristan'daki masum, temiz, iyi niyetli Bulgar vatandaşı Türk kökenli insanların huzur ve barış içinde yaşama arzularıyla bir benzetmeye götürelim. Bu fevkalade yanlış bir benzetme" dedi. ÖSS vaatleri: Deniz Baykal, ÖSS'nin kaldırılmasına ilişkin olarak da büyük bir sorumluluk duygusuyla bu konuyu incelediklerini ifade ederek, bir çözüm buldukları kanısında olduklarını ifade etti. Türkiye'nin yıllardan beri kolektif bir akılsızlığı inatla sürdürdüğünü söyleyen Baykal, "Her yıl liseden öğrencilerimizi sanki tümünü üniversitede okutacakmış gibi eğitiyoruz. Bunlardan bir kısmı üniversitelere yerleşiyor ve üçte ikisi açıkta kalıyor. Bu çılgınlık, bu saçma bir iş, kabul edilemez, akla mantığa sığmaz. Ben, lisedeki öğrencilerin üçte ikisiniü niversiteye sokamadığımda o çocuk hayatındaki ilk yenilgiyi alıyor. Bütün çalışmaları boşuna gidiyor. Olumsuz bir patlayıcı mayın gibi çocuk toplum içinde kalıyor. Ve çocuk, bu sürecin ardından iş ve meslek yaşımına doğru yönlendirmeye çalışılıyor. Bu iyi bir başlangıç değil" dedi. Lise ikinci sınıfı bitiren öğrencinin eğitim yaşamının inceleneceğini, öğretmenlerinin görüşünün alınacağını, rehber öğretmeninin değerlendirmesine başvuracaklarını, öğrencinin sınavlarının sonucuna bakılacağını anlatan Baykal, daha sonra çocukla ve ailesiyle mülakat yaparak bir karara varılacağını belirtti. Öğrenciyi kabiliyetine göre yönlendireceklerini vurgulayan Baykal, geriye kalan üçte birlik öğrenci grubunu da akademik yaşama devam etmek üzere yetiştirip üniversiteye yerleştireceklerini anlattı. Zorunlu eğitim için "10 yıl" dediklerini dile getiren Baykal, "Niye12 yıl değil" sorusu üzerine, okul öncesi de 2 yıl eğitim düşündüklerini bunu zaman içinde yaygınlaştırmayı planladıkları, bunu bir pilot çalışmayla yaygınlaştıracaklarını ifade etti. Terör olayları: CHP Genel Başkanı Baykal, terörün bir bütün olduğunu ifade ederek, "Irak, Türkiye öyle bir ayrımı yok. Türkiye'deki terörle Irak'taki terör bütünlük içinde" dedi. Terörün 2002-2003'ten itibaren tekrar tırmanmaya başladığını ifade eden Baykal, terörün şimdi yeni bir etkinlikle, yeni bir iddia ile Türkiye'nin karşısına çıktığını söyledi. Terörün arkasında siyasi bir proje olduğunu ifade eden Baykal, "Amaçlı, bilinçli bir proje var. Devletin ulusal bütünlüğünü, egemenlik tanımınıve devlet yapısını parçalamak, bölmek... Bu açık ve net. Bu bir paranoya değil, bunu açıkça ilan ediyorlar. Bunun aşamaları var, bunun aşamalarından birisi kültürel haklar diye başlıyor ve siyasi özerkliğe, konfederasyona, federasyona, federasyondan ayrımcılığa kadar gidiyor. Bunun haritası yapılmıştır" dedi. "Bir eğitim dili" konusunun konuşulduğunu ifade eden Baykal, sosyal yaşamda konuşma özgürlüğünden değil, bir eğitim dilinden söz edildiğini ifade etti. Bir soru üzerine Baykal, "Şu andaki manzara maalesef, terör niteliğinde olan birt ehlike tehdidini sanki terör değilmiş gibi algılayan bir yönetimin hem Bağdat'ta, Irak'ta, hem de Kuzey Irak'ta bulunmasıdır. Bu kabul edilebilir bir tablo değildir. Bu uluslararası hukuka göre yanlıştır, tehlikelidir. Bunun kimse tarafından desteklenmesi mümkün değildir. Bu konuda önce terörün Irak'ta yoğunlaşmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu bileceğiz. Bunu sürdürmelerinin mümkün olmadığını dünyaya, ABD'ye, Avrupa'ya, Irak'a ve Kuzey Irak'taki yetkililere anlatacağız. Irak diyor ki, (evet burada kardeşim. Bu PKK benim meselem değil, senin meselendir. Sana da tavsiyem bunla otur anlaş) İşte bunu söyleyemez, kesinlikle söyleyemez. Çünkü o bir terör örgütüdür ve bir egemenlik iddiasındaki devletin kendi sınırları içinde bir komşu ülkeye karşı terör uygulanmasına göz yumması onu 'uluslararası cani' haline getirir.Uluslararası suçlu haline getirir. Olay bu, bir kere bunu kavrayıp ABD'ye ve Avrupa'ya anlatalım" diye konuştu. "Harekete geçmeliyiz" Terörle mücadelede, ciddi bir siyasi kararlılık gösterilmesi gerektiğini ifade eden Baykal, "İstemesek dahi bu konuda harekete geçmek zorunda kalacağımız net bir biçimde ortaya çıkarsa ben inanıyorum ki, akıl-mantık egemen olur. Irak ve Kuzey Irak PKK'yı himaye etmenin yanlış bir politika olduğunu, bunun ağır bedelleri olduğunu görür ve vazgeçer. Bu sağlanırsa terör biter mi, hayır bitmez. Ama Türkiye'de bilin ki, terörü besleyen ana dayanak budur" dedi.
__________________
Mevzu Bahis Vatansa Gerisi Teferruattır...
|
|
|
|